Bumerang

19 Şubat 2016 Cuma

Maşukiye, Kartepe, Sapanca taraflarında bir gezinti.

   

     Bugün de size yine kızımın yanına gittiğim zaman bir hafta sonunu değerlendirmek için gittiğimiz yerlerden söz etmek istiyorum.
     Zamanım kısıtlı olduğu ve uzun süre  orada kalamayacağım için hava yağmurlu da olsa atladık arabaya   çıktık gezmeye. Yol bizi nereye götürürse dedik. İzmit'ten çıktık,Kartepe, Maşukiye neresi olursa dedik. Ana yol tabi ki asfalt.Size gösterebileceğim bir yol değil, her yerde görüyorsunuz.
     Maşukiye Kocaeli'ne 36 km. uzaklıkta. Maşukiye'ye geldiğinizi hemen bol yeşilliğini görünce anlıyorsunuz.Yeşile aşık birisi olan ben her yeşil rengin fotoğrafını çekmekle başladım işe. Biz ilk önce hava kapalı olduğu için Kartepe'ye çıkalım, dönüşümüz hem geç olmasın hem de yağmura yakalanmayalım dedik ve başladık Kartepe yolunu çıkmaya. Kartepe Kocaeli'nin bir ilçesi. Maşukiye de Kartepe'ye bağlı bir belde.
     Kartepe, Samanlı Dağları'nın zirvesinde yer alıyor.











     Biz yola çıktık giderken ara ara yağmur yağıyordu ama biraz daha tepeye çıkınca yağmur şiddetlendi, biz de Kartepe'ye 10 km. kala  güzel bir yerde çay içip bir şeyler yemek üzere kaldık.Güzel, içinde soba yanan bir yerdi. Kuvvetli yağmurun sesini dinleyip çay içmek çok iyi geldi. Oradan yukarıya çıkmadık.Buradan da aşağılarda kalan Sapanca Gölü'nü seyrettik.


     Yağmurun ara ara kesildiği zamanlarda ayaklarım su içinde kalsa da fotoğraf çekmek için dışarılara çıktım. Burada çok değişik bitkiler var.




     Ben yaprakların büyüklüğüne hayran kaldım.Tepsi gibiler.Yağmurun dinmesini bekleyip geri döndük ve Maşukiye'ye doğru yola çıktık. Bu arada size kısaca Kartepe hakkında bilgi vereyim.
     Kartepe , Marmara Bölgesi'nin Uludağ'dan sonra en çok tercih edilen kayak merkezi. Otellerde de kalabilirsiniz, günü birlik gidip gelebilirsiniz de.
     Maşukiye yolunda yine yağmura yakalandık.



      Allahtan yağmur ara ara yağıyordu, biz de biraz daha rahat gezebiliyorduk.



     Burada çok güzel kahvaltı yapacak yerler var. Ama biz kahvaltıyı evde yaparız derseniz öğleyin karnınız acıktığında mutlaka bir alabalık pişirilen yere gidin. Toprak kapta tereyağlı olarak pişirilen alabalığın tadına mutlaka varın.

      Burada da karnımızı doyurduktan sonra çıktık yollara.Yeşilliklerin arasında kaybolduk:)))) Fotoğraflarda gördüğünüz gibi hep yeşil rengi çekmişim:)))
     Gide gide  Sapanca Gölü'ne vardık. Sapanca Sakarya iline bağlı bir ilçe. Sakin güzel bir yerleşim yeri.Hava yine çok kapalı olduğu ve yağmur yağdığı için burada da size yeşilden çok gri rengi tanıttım.


     Sapanca'nın içinde biraz gezdikten sonra göl kıyısında çay içmek için oturduk.Burada yolun içinde çok yaşlı kocaman bir ağaç vardı.


     Yolu engelliyor diye iyi ki kesmemişler diye de düşündüm doğrusu.   Burada da bir süre oturduktan, çayımızı içtikten sonra İzmit'e dönmek üzere yola çıktık.
     Bugün size yine güzel ülkemin güzel bir yerini anlatmaya çalıştım. Bir gün yolunuz bu taraflara düşerse siz de gidip görün istedim.
      Başka güzel yerlerde görüşebilmek dileğiyle hoşça kalın.

30 Ocak 2016 Cumartesi

Kocaeli- Kerpe kayalıkları

   
     Yine güzel ülkemin güzel bir köşesinde geziyorum. Bu güzellikleri başkalarının görmemesi ya da bu güzelliklerden haberdar olmaması diye bir durumu kabullenemezdim.Ben geziyorsam başkalarıyla paylaşma zorunluluğum var diye düşünüyorum.
     İzmit'e  kızımın yanına gittiğimde günler uzun olduğu için iş çıkışı gidebileceğimiz bir yer düşündük. İzmit otogarında İzmit'in görülmesi gereken yerlerinin büyük boy fotoğraflarını görmüştüm. Orada Kerpe kayalıklarının fotoğrafı vardı.Böylece gidebileceğimiz yere karar vermiş olduk.
     Akşamüzeri saat 17'de iş çıkışı atladık arabaya İzmit'e 50 km. uzaklıktaki Kerpe'ye doğru yola çıktık.Ancak biz o saatte Kandıra'dan yola çıktık. Kerpe Kandıra'ya 10 km. uzaklıkta.Ben tabi buraları bilmiyorum ama tam bir doğa aşığıyım.Yemyeşil ağaçları gördükçe şaşkınlığımı gizleyemeyip neredeyse çığlık atacağım.

     Yeşilin her tonunu görebilirsiniz.İnce uzun bir yoldan devam ettik. Çok beğendiğimiz yerlerde etrafı seyretmek için durduk ve nihayet Kerpe'ye vardık. Kızım buraları biliyor.Kerpe girişinde kayalar yok tabi ki. İçerilere girdikçe güzellikler önümüze çıkmaya başladı. Kerpe Karadeniz kıyısında küçük , güzel bir sahil kasabası. Yemyeşil ormana yaslanmış.Denizi o kadar duru ki hiç kıpırdamıyor.Masmavi bir deniz ve arkasında yemyeşil orman.


      İçerilere doğru gidip arabayı park ettikten sonra kayalıklara yürümeye başladık. ben   bu durumda ne yaparım, hemen fotoğraf makinesini çıkartır  arka arkaya fotoğraflar çekerim ki bunları sayfamda paylaşayım.Benim gördüğüm bu güzellikleri başkaları da görsün. Kayalar, Karadeniz'in hırçın dalgaları ve  rüzgar etkisiyle bir heykeltraşın elinden çıkmış gibi, hatta daha bile güzel. Doğal bir güzellik.

















      Deniz, bir koyda olduğu için hem hiç dalga yok, hem de 150 metre gidince bile derinlik dize kadar geliyormuş.Denizin temizliğinden dibindeki kumlar su yokmuş gibi görünüyor.


      Kayalıklar üst üste taşlar yerleştirilmiş gibi. İnsanlar kayalıklardan denize atlıyorlardı. Böyle hayran hayran seyrederken  bir çay içelim dedik.Kayalıkların hemen yanında küçük ve güzel bir çay bahçesinde oturup denizin ve ormanın güzelliğini seyrettik.

     Biz farkına varmadan akşam olmaya başlamıştı. Burada güneşin batışını izlememiz gerekiyormuş. Biz de sahile inip güneşin batışını izleyerek tekrar İzmit'e geri döndük.




     Eğer İzmit'e yolunuz düşerse Kerpe'ye mutlaka gidin derim.

9 Ekim 2015 Cuma

DİDİM- Apollon Tapınağı




Ben gezmeyi çok seven, fırsat buldukça gezen ve gördüklerimi paylaşmayı çok seven birisiyim. Bugüne kadar yaptığım paylaşımlarda sanırım bunu anlatabilmişimdir. Didim'e çok yakın olduğumuz,yazları Kuşadası'nda oturduğumuz halde  yıllar önce  gördüğüm Apollon Tapınağı'na bir daha gidip görme ve sizlerle paylaşma imkanım olmadı. Bu yaz Didim'e gezmeye gittiğimde  Temmuz sıcağında ve tam öğle saatlerinde  en nihayet tapınağa gitme  şansım oldu. Fotoğrafları çekebildiğim kadar çektim ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

     Apollon Tapınağı, kehanetlerin çıkış noktası ve Antik çağdan bize kalan hazinelerden birisi.Bahçesinden içeriye girdiğinizde devasa sütunlarla karşılaşıyorsunuz ve o zamanın şartlarında bu taşların buraya nasıl getirildiğine, üst üste nasıl konduğuna akıl sır erdiremiyorsunuz.Tapınağın arka tarafındaki Avluda  muhteşem.
     Bilicilik güçleriyle kehanette bulunan Miletos, ileri gelenleri bu avluda toplarmış, halk ise dışarda buradaki konuşmaları dinlermiş.Böylece halka yaptırılmak istenen herşey kehanet olduğu ileri sürülerek yaptırılırmış.


İnternetten araştırdığım kadarıyla  Antik çağın insanları kehanette bulunma gücünün insanlara  Zeus ve Leto'nun oğlu Apollon tarafından verildiğine inanırlarmış.Efsaneye göre tanrı Apollon birgün Didim yöresinde çobanlık yapan  Brankhos'a rastlar ve ona kehanetin sırlarını öğretir. Çoban da Apollon adına ilk tapınağı kurar.Apollon tapınağının diğer adı  Didyma.Bu da ikiz kardeş anlamına geliyormuş.Apollon'da Artemis'in ikiz kardeşiymiş.
Anlatılan efsaneler ne olursa olsun, tapınak muhteşem bir yapı  ve mutlaka gidilip görülmesi gereken bir yer.

     Tapınağın ilk girişinde sizi bütün ihtişamıyla Medusa karşılıyor.Medusa kehanetin sembolü olarak biliniyor. Yunan mitolojisine göre; gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan yılan saçlı dişi canavar Medusa çok güzel bir kadınmış ve bütün kadınlar onu kıskanırmış.Bu güzel Medusa kendini tanrıya adamış ve iki kız kardeşiyle birlikte Athena'ya (Zeus'un kızı, zeka tanrıçası) ait bir tapınakta yaşamaya başlamış. Medusa'nın cazibesine dayanamayan Poseidon (denizlerin büyük tanrısı)  sevgilisi Athena'ya ihanet etmiş.Bunu öğrenen Athena Medusa ve kardeşlerini birer ifrite çevirmiş. Medusa'nın saçlarının herbir telini yılana dönüştürmüş. Bu haliyle bile ona bakmaya devam ettikleri için ona her bakanı taşa çevirmiş. Yine hırsını alamayan Athena Medusa'nın kafasını kesmeye karar vermiş.Athena'nın üvey kardeşi Perseus keskin kılıcıyla Medusa'nın kafasını bedeninden ayırmış ama bilmedikleri birşey varmış, kafası bedeninden ayrıldığı anda Poseidon'dan  olan  Pegasus ve Chyrsar cansız bedeninden çıkmışlar. İşte bu da bir efsane.Bu Medusa başından  bir de İstanbul'da Yerebatan Sarnıcı'nda var.


                                       Tapınağın ilk girişinde sizi karşılayan sütunlardan birisi.


                                                                       Aslan heykeli.

                                                           Tapınağa çıkan merdivenler.


                                   Tapınağın ana girişinden avluya açılan 2 tünelden birisi.


Tapınakta oldukça fazla fotoğraf çektim, hepsini burada yayınlayamıyorum, Facebook sayfamda tümü var. Oraya girip bakabilirsiniz.
https://www.facebook.com/nihal.erbakan/media_set?set=a.10207963751158239.1073741878.1431342882&type=3