Bumerang

31 Mart 2014 Pazartesi

AYDIN BEY CAMİİ






     Aydın'a işim nedeniyle gittiğim bir gün  devamlı önünden geçtiğim ama bir türlü içine girip te fotoğraflayamadığım Bey Camii'ne gittim.
     Bey Cami Aydın tren garının merdivenlerinden yukarı çıktığınızda hemen önünüze geliyor. Kısacası İstasyon meydanında. Önce  her köşesinin fotoğraflarını çektim , daha sonra santim santim alıcı gözüyle inceledim.Çok güzel bir cami.Aydın'a giderseniz  eminim mutlaka bu caminin önünden geçeceksiniz,çünkü tam meydanda bulunuyor.
   
     Bey Camii Süleyman Bey tarafından 1683 yılında yaptırılmış.Bir avlu içinde kare planlı, kesme taştan ve tek kubbeli bir yapı. Kubbesi iki kademeli ve 16 köşeli bir kasnak üzerine oturtulmuş. Dışarıdan dar bir merdivenle kadınlar yerine çıkılıyor.Kesme taştan yapılmış mihrap sade olup, mermerden yapılmış minberin merdiven altı ise işlemeli. Tek şerefeli olan minarenin gövdesi çok kenarlı.Caminin minaresi 1899 depreminde yıkılmış,daha sonra şerefeden yukarı olan kısımları yenilenmiş. Yunan işgali sırasında tahribata uğrayan minare 1954-1956 yıllarında camiyle birlikte onarılmış ve orijinal durumuna getirilmeye çalışılmış.



















9 Ocak 2014 Perşembe

İzmir Tarih ve Sanat Müzesi


     İzmir Tarih ve Sanat Müzesi, İzmir Arkeoloji Müzesi'nin teşhir kapasitesinin dolması nedeniyle  Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kültür Varlıkları ve Müzeler  Genel Müdürlüğü'nün rehberliğinde,İzmir Büyükşehir Belediyesi  tarafından Kültürpark'taki eski müze binası ve  yanındaki iki bina yeniden onarılarak ,Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredilmiş. Müze 2004 yılında açılmış.
     Müze tek kat üzerine 3 ana bölümden oluşmakta.Bu bölümler:Taş eserler bölümü, Seramik eserler bölümü ve Kıymetli eserler bölümü.
     Taş eserler bölümünde; İzmir ve yakın çevresindeki ören yerlerinden heykeller, kabartmalar sergilenmekte. Bu bölüm 2 kattan oluşmakta.








    Seramik eserler bölümü; İki kattan oluşan bu bölümde başta Smryna Topraklı Höyüğü olmak üzere İzmir çevresindeki yerleşim yerlerinden elde edilen buluntular sergilenmekte.



     
     Kıymetli eserler bölümünde ise çeşitli dönemlere ait kandiller ve figürinler, cam eserler, bronz eserler, hazine odası ve sikkeler sergilenmekte. Hazine odasında fotoğraf çekimine izin vermedikleri için bu bölümle ilgili  fotoğraflar çekemedim.





     İzmir'e gittiğimde müzeyi gezdikten sonra  bir de Alsancak'taki Tarihi Havagazı Fabrikası'na gittim.
Fransızlar tarafından 150 yıl önce inşa edilen Tarihi Havagazı Fabrikası İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen restorasyon  ve çevre düzenleme çalışmalarının ardından kültür ve sanat merkezi haline getirilmiş.

Konuyla ilgili daha fazla  fotoğrafa bakmak isterseniz  verdiğim linke girebilirsiniz.
https://www.facebook.com/nihal.erbakan/media_set?set=a.10203000719885559.1073741844.1431342882&type=3

11 Aralık 2013 Çarşamba

İstanbul-Rüstem Paşa Camii


     Yine İstanbul'dan bir mekanı anlatmak üzere bilgisayarın başındayım.Kızımın yanına gittiğimde  o işe gidince ben de evden ayrılıp tarihi mekanları gezmeye çıktım. Fotoğraf makinem zaten çantamda,her yere de genellikle yürüyerek gitmeyi tercih ettiğim için (sadece Üsküdar'dan Eminönü'ne vapurla geçtim) karşıma çıkan yerleri gezmeye karar verdim. Önce Eminönü'nde işlerimi tamamladıktan sonra  baktım bir duvarın üzerindeki levhada ''Kanuni Sultan Süleyman'ın Damadı Rüstem Paşa Camii''yazıyor. Ben caminin Tahtakale tarafından  girdim, ama  ön tarafı deniz tarafında. Ben şimdi aldığım bilgilere dayanarak size cami hakkında bilgiler vereyim.
   
     Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan'ın kocası olan Rüstem paşa adına Mimar Sinan tarafından yapılmış. (1561) Cami iç süslemeleriyle çağının en güzel örneklerinden biri olduğu ve Mimar Sinan'ın farklı bir yapı tarzı denediği söylenir.Ancak cami yapıldıktan sonra çok  gösterişli olmadığı iddia edilir, bunun  Mimar Sinan'ın da Mihrimah Sultan'a talip olması nedeniyle Rüstem Paşa'yı kıskandığı için olduğu söylenir.Mimar Sinan 'da bu iddialara karşılık olarak caminin içini öyle bir süsler ki kimse ses çıkaramaz.
     Rüstem Paşa Camii Tahtakale'de olup Mimar Sinan'ın deniz kıyısına yaptığı 3 camiden birisi.














17 Kasım 2013 Pazar

İstanbul-Haydarpaşa Garı




Önce fotoğraflar hakkında bilgi vereyim, daha sonra Haydarpaşa Garı hakkında  bilgi vereyim. 1.  resim 28 Kasım 2010 tarihinde yanmadan önceki Haydarpaşa garı.
2. resim Haydarpaşa Garı'nın yine çatısı yanmadan önceki gece görünüşü.
3. resim çatı  yangınından sonraki Haydarpaşa Garı'nın durumu.
     Şimdi  de gezimi ve Gar hakkındaki bilgileri paylaşmak istiyorum.
     İstanbul'da Kadıköy'e gittiğim bir gün Üsküdar'a geri dönmek istemedim. Haydarpaşa Garı'na gidip biraz gezeyim ve fotoğraf çekeyim dedim. Fotoğraf makinem hep çantamda olduğu için bir sorun yoktu.Yangından sonra da  buraya hiç gelmemiştim. Daha doğrusu gelmek istememiştim. Bir gayretle yürüyerek Gar binasına geldim. Önce peronlara baktım, gözümün önüne izlediğim siyah beyaz eski Türk filmleri geldi.

+Daha sonra binanın içine girdim, o kadar üzüldüm ki anlatamam. Şimdi artık buradan banliyöler dahil  artık seferler yapılmıyor. O kadar güzel süslemeler  vardı ki ama yine de üzüldüğüm bir nokta bu süslemelerin yer yer bozulmuş olmasıydı.
Bu olumsuzluğu bir tarafa bırakıp güzellikleri görmeye çalışarak fotoğraflar çektim.


Daha sonra binanın dışına çıkarak fotoğraf çekmeye devam ettim. Diyeceksiniz ki bu kadar fotoğraf var ama gerekli bilgiler nerede? Onu da bütün fotoğrafları paylaştıktan sonra anlatacağım.





Artık Haydarpaşa Garı hakkında bilgileri vermeye başlayayım.
     İstanbul'un Anadolu'ya ve Ortadoğu'ya  açılan ilk kapısı olan Haydarpaşa Garı'nın inşaatına devrin Osmanlı Padişahı  II.Abdülhamid döneminde 30 Mayıs  1906 yılında başlanmış,19 Ağustos 1908 tarihinde  tamamlanmış.Binanın bulunduğu yere Selimiye Kışlası'nın yapımında büyük emeği geçen padişah III.Selim'in paşalarından Haydar Paşa'nın adı verilmiş.
     Gar binası başlangıçta 2525 m2 bir alana kurulmuş, bugünkü kapalı kısımları ile birlikte 3836 m2 lik bir alana yayılmış.
     Bina her biri 21 metre uzunluğunda ve 1100 tane suya karşı izole edilmiş ahşap kazıklar üzerine yapılmış.
     Birinci Dünya Savaşı'nda Anadolu'ya sevk edilmek üzere gar binasında depolanan cephaneler 6 Eylül 1917 günü yapılan bir sabotaj sonucu  infilak ederek büyük bir yangın çıkarmış, gar binası yangını ile birlikte garda harekete hazır bekleyen ve gara girmekte olan cephane ve asker dolu çok sayıda vagon da bu arada  yok olmuş.Bu sabotaj sonucu binanın çatısı ve diğer bölümleri de büyük hasar görmüş.Daha sonra yapılan onarımlarla bina bugünkü halini almış.
     15 Kasım 1979 tarihinde ise Haydarpaşa mendireğinin biraz açığında akaryakıt yüklü ''İndependenta'' adlı tankerin başka bir gemi ile çarpışması sonucu meydana gelen şiddetli patlama ve ısıdan binanın ''O Linneman'' usta tarafından yapılan çok değerli kurşunlu vitrayları hasar görmüş,bundan sonra aslına uygun olarak onarılmış.
     28 Kasım 2010 tarihinde  yine çatısında çıkan büyük yangın sonucu çatısı çökmüş ve 4. katı kullanılamaz hale gelmiş.1 Şubat 2012 tarihinden itibaren de - 2 yıl süre ile kapatılmış.(Yüksek Hızlı Tren hattı nedeniyle)

   Haydarpaşa Garı hakkında benim size anlatacaklarım bu kadar. Her yazımın sonunda söylediğim gibi, siz de İstanbul'a giderseniz buraya mutlaka gidip  kendi gözlerinizle bu güzel yapıyı görün diyorum.

Eğer konuyla ilgili daha fazla fotoğraf görmek isterseniz aşağıdaki linki ziyaret edebilirsiniz.

https://www.facebook.com/nihal.erbakan/media_set?set=a.10202558245943987.1073741842.1431342882&type=1

     Bu yazının devamı olarak ta size Haydarpaşa Garı'nın denize bakan tarafında deniz kıyısında Haydarpaşa İskelesi'ni anlatacağım.Gerçi iskelenin içine giremedim,kapısı kilitliydi ama dışarıdan da olsa fotoğrafları çektim.
     Haydarpaşa iskelesi,Osmanlı'nın son eserlerinden birisi.İnşa tarihi belli değil,ancak denize bakan cephede bulunan çini panoda 1334 (1915) tarihi geçmekte. Yapının Mimar Vedat Tek ve Kütahyalı Çini ustası Mehmet Emin Usta tarafından yapıldığı bilinmekte.