Türkiye'nin gezilip görülecek tarihi ve doğal güzelliklerini, camilerini,müzelerini,saraylarını tanıtmaya çalıştığım bu sayfayı oluşturdum.
Bumerang
10 Ağustos 2013 Cumartesi
BURSA-Mudanya Mütareke Evi Müzesi
Oğlumunun Uludağ Üniversitesi'nden mezuniyeti için Bursa'ya gittiğimizde mezuniyet töreninden sonra gezmek için Mudanya'ya gittik.Mudanya Bursa'ya 30 dak. uzaklıkta çok güzel bir sahil şehri.Mudanya'da gezerken her tarafta çok güzel eski evler gördük.Bu evlere baka baka giderken sağ tarafta deniz kenarında Mudanya Mütareke Evi Müzesi'ni gördük ve hemen içeriye girdik. Önce size evin genel yapısından söz edeyim.
11 Ekim 1922 tarihinde TBMM Hükümeti'nin imzaladığı ateşkes antlaşmasının yapıldığı yer olan bina 19. y.y. başlarına ait olan bina ahşaptan yapılmış.Giriş kapısı hemen yolun kenarında, arka bahçesi ise denizle bitişik.Daha sonra onarılan bu bina 1937 yılında belediyeye bağlı bir müze olarak açılmış, 1959'da Kültür Bakanlığı'na bağlı bir müze olmuş.
Müzede Kurtuluş Savaşı ve mütarekeye ait döküman, belge ve malzemeler ile döneme ait eşyalar sergilenmekte.
Müze bodrum ve çatı katının dışında 2 katlı olarak yapılmış.1. katında Türk ve İtilaf Devletleri'nin çalışma odaları ve mütarekenin imzalandığı salon yer almakta.
2. katta ise Türkiye adına görüşmelere katılmış İsmet İnönü ve Asım Gündüz Paşa ile yaverlerinin yatak odaları var.
6 Ağustos 2013 Salı
Aydın- Kahveci Bilal Ağa Konağı

Aydın'a Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi'ne gittiğim bir gün (Temmuz sonu) tahlil için kan verdikten sonra Aydın şehrin içine geldim. Öğleden sonra sonuçları alıncaya kadar gezeyim dedim. Nazilli'de oturmama ve defalarca Aydın'a gitmeme rağmen bir türlü gidemediğim Kahveci Bilal Ağa Konağı'na gitmeye karar verdim.Yerini bilmediğim için sora sora öğrendim ve temmuz sıcağında üstelik öğle vaktinde yürüyerek konağı buldum. Aydın'da Hükümet konağının yanındaki yoldan yukarı doğru epey çıkıyorsunuz, sonra sola dönüyorsunuz.Sağ tarafta konak karşınıza çıkıyor. Konağın kapısına geldim, zili çaldım. Kapıyı müze görevlisi açtı. Kendisine konağı gezmek istediğimi söyledim, bana önce konak hakkında bilgiler verdi.
Kahveci Bilal Ağa Konağı Levanten tipi Türk Ev Mimarisi'nin önemli örneklerinden birisi.Erken Cumhuriyet döneminde 1924-1930 yılları arasında Macar ustalar tarafından yapılmış. Zemin ve 1. katlarda ''İç sofalı plan tipi'' uygulanmış.Eserin süslemeleri dış cephelerde yoğunlaşmış.
Konak hafta içi mesai saatlerinde ziyarete açık ve giriş ücretsiz.
Konak Aydın Ticaret Odası (ATO) tarafından restore edilerek müzeye dönüştürülmüş ve Kültür Evi olarak Aydın'a kazandırılmış.
ZEMİN KAT:
Konağın girişinde önce bir sofa var. Burada Cumhuriyet Dönemi'ne tarihlenen aynalı bir konsol ile konağa adını veren Kahveci Bilal Ağa'ya ait fotoğraflar ve belgeler sergilenmekte.
Bu katta ofis ve bir kütüphane var.
Yine bu katta Atatürk tarafından 1937'de Atatürk tarafından açılan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası'na ait eserler sergilenmekte.
BİRİNCİ KAT:
Burada merdivenlerden çıktıktan sonra bir sofaya geliyorsunuz. Burada Osmanlı dönemine ait yorgan, seccade, mangal, sedir takımı, yazı panoları, göynek var.
Sofaya açılan odalardan birisinde Osmanlı dönemine ait bindallılar, üçetekler,cepkenler, peşkirler,çevreler var.
Sofaya açılan diğer bir odada ise Cumhuriyet dönemine ait eserler sergileniyor.Çini sobalar, giysiler, gramafon, dikiş makinesi, kadın ve erkek balo kıyafetleri sergilenmekte.
Sofaya açılan diğer bir odada ise mutfak eşyaları sergileniyor.Burada Cumhuriyet ve Osmanlı dönemlerinde kullanılan yeme içme kültürüne yönelik eşyalar sergileniyor.
Ben bu sayfada fotoğrafların hepsini yayınlamadım. Diğer fotoğrafları da görmek isteyen olursa linkini verdiğim Facebook sayfamı ziyaret edebilirler.
https://www.facebook.com/nihal.erbakan/media_set?set=a.10201752844489454.1073741835.1431342882&type=1
4 Ağustos 2013 Pazar
İstanbul-Galata Mevlevihanesi
Kızımla beraber İstanbul Eminönü'e geçtiğimiz bir gün Galata Kulesi'nin yanındaki tünelin bulunduğu yere gidelim dedik.Eminonü'nden Galata Köprüsü'nün üstünden yürüyerek Karaköy'e geçtik.Tünelde tramvaya binerek İstiklal Caddesi'ne açılan yere geldik. Bu arada hemen bu tünel hakkında kısaca bilgi vereyim.(Londra'dan sonra dünyanın en eski 2. metrosu.1874'te yapımı tamamlanır.1939'da millileştirilen Tünel İETT Umum Müdürlüğüne devredilir. Restorasyondan sonra 1971 yılında yeniden hizmete giren metro 573 metreyi 90 saniyede aşan tünel 16 m. boyunda iki vagonla 170 yolcuya hizmet vermekte.)
Bu kadar bilgiden sonra ben de yoluma devam edeyim.Ben 4 yıldan beri Tünel'e yakın bir yerde bulunan Galata Mevlevihanesi'ne giderim ama restorasyonda olduğu için bir türlü içeri giremem. Tekrar bakalım dedik,baktık ki ziyarete açılmış.Hemen içeriye girdik tabi ki. Giriş ücretli,eğer müze kartınız varsa onu kullanarak ücret ödemeden girebiliyorsunuz.Geniş bir bahçe içinde bir kompleksten oluşan Mevlevihane'nin içine girdik ve gezmeye başladık.
Mevlevihane 3 kattan oluşuyor. Giriş katı Sema alanı, 2. kat mahfiller,Alt kat Dedeğan odaları.
Kuruluşu II.Bayezit dönemine 1491 yılına kadar uzanan Galata Mevlevihanesi 27 Aralık 1975'den itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı müze olarak hizmet vermekte.Çeşitli tarihlerde yangınlar geçiren mevlevihane büyük onarımlar görmüş, 1925 yılında tekkelerin kapatılmasından sonra ilkokul ve lojman olarak kullanılmış.
Biz kızımla beraber Semahane binasını gezmeye başladık. Sema odası o kadar güzel ki, süslemelerine bayıldım. 1. kattaki mahfillerin tavan süslemeleri de görülmeye değer.
Bu binada mevlevilikte kullanılan eşyaları görebiliyorsunuz.
Bahçe içinde Şeyh galip Türbesi bulunuyor.
Yine bahçe içinde Mevlevihane'nin ilk döneminden kalan 1649 tarihli bir çeşme bulunuyor.
Bahçede bulunan bir başka yapı da Adile Sultan sarnıç ve şadırvanı.
Ben ne kadar anlatsam ve fotoğraflarını yayınlasam da yerinde görmek gibi olmuyor tabi ki. İstanbul'da bulunanlar ya da gezmeye gidenler fırsatları olursa İstiklal caddesi'ne girdiklerinde buraya da gitsinler derim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)